Çocuğum Ders Çalışmak İstemiyor: Tembellik Demeden Önce Bu Nedenlere Bakın
Akşam oldu. Çocuğunuzun ödevi var ama masaya bir türlü oturmuyor. Bir kez hatırlatıyorsunuz, “Tamam, birazdan” diyor. Yarım saat geçiyor, hâlâ başlamamış. İkinci hatırlatmadan sonra sizin ses tonunuz değişiyor, onun yüzü asılıyor. Bir süre sonra konu dersten çıkıp tartışmaya dönüşüyor.
Bu tablo size tanıdık geliyorsa büyük ihtimalle zaman zaman “Çocuğum ders çalışmak istemiyor, ne yapmalıyım?” diye düşünüyorsunuz.
Fakat burada hemen “tembellik” sonucuna varmak çoğu zaman bizi yanlış yere götürür.
Ben velilere öncelikle şu soruyu düşünmelerini öneriyorum:
Çocuğunuz gerçekten ders çalışmak istemiyor mu, yoksa çalışmasını zorlaştıran bir neden mi var?
Çünkü dışarıdan aynı görünen davranışların altında çok farklı nedenler olabilir. Bir çocuk konuyu anlamadığı için masadan kaçabilir. Başka bir çocuk başarısız olmaktan korktuğu için başlamayı erteler. Bir diğeri ise nasıl ders çalışacağını gerçekten bilmiyor olabilir.
Dışarıdan baktığımızda üçünün davranışı da aynıdır:
“Ders çalışmıyor.”
Ancak nedenler farklıysa çözümler de farklı olmalıdır.
Çocuğum Neden Ders Çalışmak İstemiyor?
Bir çocuk ders çalışmayı sürekli erteliyorsa ilk bakılması gereken şey davranışın kendisi değil, davranışın arkasındaki nedendir.
Bazen aileler “İsteseydi yapardı.” diye düşünebilir. Oysa çocukların ders çalışma davranışı yalnızca istekle açıklanamaz. Akademik yeterlilik, çalışma alışkanlığı, kaygı, dikkat, aile tutumu, uyku düzeni ve dijital alışkanlıklar bu süreci etkileyebilir.
Bu nedenle önce çocuğun nerede zorlandığını anlamaya çalışmak gerekir.
Örneğin masaya hiç oturamayan bir çocukla, masaya oturup on dakika sonra bırakan bir çocuğun ihtiyacı aynı olmayabilir.
Aynı şekilde yalnızca matematik çalışmak istemeyen bir öğrenciyle bütün derslerden kaçan öğrenciyi de aynı şekilde değerlendirmemek gerekir.
İşte tam bu noktada gözlem önem kazanır.
Önce Şuna Bakın: Başlayamıyor mu, Devam Edemiyor mu?
Velilere sık sık şunu söylüyorum: “Ders çalışmıyor.” cümlesini biraz parçalayın.
Çocuk başlayamıyor mu?
Yoksa başladıktan sonra devam mı edemiyor?
Belki de çalışıyor fakat ne yapacağını bilmediği için verim alamıyor.
Bu ayrım oldukça önemlidir.
Derse başlamayı sürekli erteleyen çocuk için sorun planlama ve başlangıç davranışı olabilir. Buna karşılık on dakika çalıştıktan sonra sürekli başka şeylerle ilgilenen bir çocukta dikkat, çalışma yöntemi veya görevlerin zorluk düzeyi üzerinde durmak gerekebilir.
Çocuk yalnızca belli bir dersten kaçıyorsa o dersteki akademik güçlükleri de gözden geçirmek gerekir.
Kısacası önce davranışı biraz daha yakından tanımlayın.
“Ders çalışmıyor.” yerine “Dersin başına oturmakta zorlanıyor.” demek bile soruna farklı bakmanızı sağlar.
Aşağıdaki kısa karar şemasını çocuğunuzun davranışını gözlemleyerek takip edin. İlk ‘Evet’ cevabında durmak yerine genel tabloyu birlikte değerlendirin.

Not: Bu şema tanı koymak için değil, ders çalışma isteksizliğinin olası nedenlerini fark etmeye yardımcı olmak için hazırlanmıştır
“Canım İstemiyor” Her Zaman Aynı Anlama Gelmez
Çocukların kullandığı bazı cümleler bize önemli ipuçları verebilir.
| Çocuğun söylediği | Arkasında ne olabilir? |
|---|---|
| “Canım istemiyor.” | Yorgunluk, sıkılma, düşük motivasyon veya alışkanlık eksikliği |
| “Zaten yapamıyorum.” | Başarısızlık korkusu veya akademik yetersizlik hissi |
| “Sonra yaparım.” | Erteleme, planlama güçlüğü veya görevden kaçınma |
| “Çok sıkıcı.” | Çalışma yönteminin çocuğa uygun olmaması |
| “Hiçbir şey anlamıyorum.” | Konu eksiği veya yardım ihtiyacı |
| “Çalışsam da düşük alıyorum.” | Çabanın karşılığını alamadığı düşüncesi |
Bu cümlelerden herhangi birini duyduğumuzda hemen nasihat vermek yerine biraz daha soru sormak faydalı olabilir.
Örneğin çocuk “Matematik çalışmak istemiyorum.” dediğinde hemen “Ama çalışmak zorundasın.” demek yerine:
“Matematikte seni en çok zorlayan bölüm hangisi?”
diye sorabilirsiniz.
Bazen çocuğun verdiği cevap, sorunun düşündüğümüzden çok farklı olduğunu gösterir.
Çocuğunuz Dersi Anlamadığı İçin Çalışmıyor Olabilir
Bir yetişkin olarak düşünün. Sürekli başarısız olduğunuz, anlamakta zorlandığınız ve her denemenizde hata yaptığınız bir işle uğraşmak ister miydiniz?
Çocuklar için de durum çok farklı değildir.
Örneğin matematikte temel konulardan biri eksik olan öğrenci yeni konuları anlamakta zorlanabilir. Bir süre sonra ders çalışmak, onun gözünde başarısızlığı tekrar tekrar yaşadığı bir etkinliğe dönüşebilir.
Bu durumda “Biraz daha çalış.” demek tek başına yeterli olmaz.
Önce eksik olan noktayı bulmak gerekir.
Çocuğa şu soruları sorabilirsiniz:
“Bu konuda nereden sonra kafan karışıyor?”
“Soruyu okuyunca ne yapacağını mı bilmiyorsun, yoksa işlemlerde mi zorlanıyorsun?”
Böyle sorular çocuğun kendi öğrenme sürecini fark etmesine de yardımcı olur.
Belki de Nasıl Ders Çalışacağını Bilmiyor
Bu konu düşündüğümüzden daha yaygındır.
Çocuğa “Git ders çalış.” dediğimizde onun ne yapması gerektiğini bildiğini varsayarız.
Fakat bazı öğrenciler için ders çalışmak şu anlama gelir:
Kitabı açmak, birkaç sayfaya bakmak, bir iki soruyu çözmek ve sonra “Çalıştım.” demek.
Oysa etkili çalışma; hedef belirlemeyi, önemli noktaları ayırt etmeyi, soru çözmeyi, yanlışları incelemeyi ve gerektiğinde tekrar yapmayı içerir.
Dolayısıyla çocuğa sadece “Ders çalış.” demek yerine başlangıçta daha somut bir hedef vermek işe yarayabilir.
Örneğin:
“Bugün matematiğin tamamını çalış.”
yerine,
“Önce 20 dakika kesirlerle ilgili örnekleri incele. Sonra 10 soru çöz ve yanlışlarına birlikte bakalım.”
demek çocuk için çok daha anlaşılırdır.
Zamanla bu planlamayı kendisinin yapmasını bekleyebiliriz.
Başarısızlık Korkusu Çocuğu Masadan Uzaklaştırabilir
Bazı çocuklar başarısız olduklarında değil, başarısız olabileceklerini düşündüklerinde çalışmaktan kaçmaya başlar.
Çünkü çalışıp başarısız olmak onlara daha ağır gelebilir.
Çocuk bilinçli olarak şöyle düşünmeyebilir ama davranışının altında şu düşünce bulunabilir:
“Hiç çalışmazsam düşük not aldığımda bunun nedeni çalışmamam olur. Ama çok çalışıp yine yapamazsam gerçekten başarısız olduğumu düşünürüm.”
Bu nedenle bazı öğrenciler sınava yaklaştıkça daha fazla çalışmak yerine tam tersine kaçınabilir.
Böyle bir durumda baskıyı artırmak sorunu büyütebilir.
“Bu sınavdan yüksek almak zorundasın.” yerine süreç üzerinden konuşmak daha sağlıklıdır.
Örneğin:
“Bu sınavda kaç aldığından önce, hangi konuları öğrenebildiğine bakalım.”
mesajı çocuğun üzerindeki baskıyı azaltabilir.
Telefon ve Tablet Gerçekten Sorun mu?
Burada velilerin sık yaşadığı başka bir konuya gelelim.
Çocuk dersin başına oturmuyor ama telefonunu eline aldığında saatlerce sıkılmıyor.
Bu durumda doğal olarak:
“Demek ki dikkat sorunu yok. İstediği şeye dikkat ediyor.”
diye düşünülebilir.
Ancak ders çalışmak ile dijital içerik tüketmek aynı zihinsel çabayı gerektirmez.
Kısa videolar, oyunlar ve sosyal medya hızlı geri bildirim sunar. Ders çalışma ise sabır, erteleme becerisi ve zihinsel çaba ister.
Bu nedenle ekran kullanımının ders saatleriyle sınırlandırılması yararlı olabilir.
Ancak telefonu bir anda tamamen yasaklamak yerine aile içinde net bir düzen oluşturmak çoğu zaman daha sürdürülebilir olur.
Örneğin ders sırasında telefonun başka bir odada durması basit ama etkili bir başlangıç olabilir.
İyi Niyetle Yapılan Bazı Veli Davranışları Ters Tepebilir
Çocuğumuzun başarılı olmasını istememiz çok doğal. Ancak bazen iyi niyetle kullandığımız yöntemler ders çalışmayı daha da zorlaştırabilir.
Özellikle şu davranışlara dikkat etmek gerekir:
- Gün boyunca sürekli “Dersine çalış.” diye hatırlatmak
- Çocuğu kardeşi veya arkadaşlarıyla karşılaştırmak
- Her düşük nottan sonra uzun nasihatler vermek
- Masada geçirilen süreyi çalışmanın kalitesi sanmak
- Çocuğun bütün çalışma programını veli olarak hazırlamak
- Ödevleri sürekli kontrol ederek sorumluluğu tamamen üstlenmek
- “Sen zaten çalışmıyorsun.” gibi genelleyici ifadeler kullanmak
Bu yaklaşımlar kısa süreli hareket sağlayabilir. Fakat uzun vadede çocuk ders çalışmayı kendi sorumluluğu olarak değil, ailesinin talebi olarak görmeye başlayabilir.
Bizim asıl istediğimiz ise çocuğun zamanla şunu söyleyebilmesidir:
“Bu benim yapmam gereken iş.”
Çocuğu Ders Çalışmaya Nasıl Motive Edebiliriz?
Motivasyonu sürekli konuşarak oluşturamayız.
Bazen yetişkinler çocuğun çalışmaya başlamadan önce motive olmasını bekler. Oysa çoğu zaman süreç tam tersidir.
Çocuk küçük bir işe başlar, yapabildiğini görür ve ardından motivasyonu artar.
Bu nedenle büyük hedefler yerine küçük başlangıçlar daha etkili olabilir.
“Bugün iki saat çalışacaksın.” demek yerine:
“Önce 20 dakika başlayalım.”
diyebilirsiniz.
Çocuk başladıktan sonra çoğu zaman devam etmek daha kolay olur.
Burada önemli olan çalışma süresini sürekli uzatmak değildir. Çocuğun başlayabilme alışkanlığı kazanmasıdır.
Ödül Vermek Doğru mu?
Bu soru velilerden sık gelir.
“Ders çalışırsan telefon vereceğim.”
“Bu sınavdan 90 alırsan sana istediğin şeyi alacağım.”
Kısa vadede bu yöntemler işe yarayabilir. Ancak her akademik davranışı maddi ödüle bağlamak uzun vadede çocuğun iç motivasyonunu zayıflatabilir.
Bu nedenle ödülü tamamen reddetmek yerine nasıl kullandığımıza dikkat etmeliyiz.
Sonuca değil çabaya verilen sosyal geri bildirim çoğu zaman daha değerlidir.
Örneğin:
“Bugün istemediğin hâlde başladın ve planını tamamladın. Bunu fark ettim.”
demek çocuğun kendi çabasını görmesini sağlar.
Bir Veli Olarak Kendinize Şu Soruları Sorun
Çocuğun ders çalışma isteksizliği devam ediyorsa birkaç gün boyunca müdahale etmekten çok gözlem yapmayı deneyebilirsiniz.
Şunlara dikkat edin: Çocuk bütün derslerden mi kaçıyor, yoksa yalnızca belli derslerden mi? Çalışmaya başlayınca ne kadar devam edebiliyor? En çok hangi saatlerde zorlanıyor? Uykusunu yeterince alıyor mu? Telefon veya oyun dersin önüne mi geçiyor? Bir konuda başarısız olduğunda nasıl tepki veriyor? Siz hatırlatmadığınızda hiç başlamıyor mu?
Bu soruların cevapları size önemli ipuçları verir.
Çünkü çözümü bulmanın ilk adımı, sorunun hangi noktada başladığını görmektir.
“Ben Söylemezsem Hiç Ders Çalışmıyor” Diyorsanız…
Bu cümleyi velilerden çok sık duyuyoruz.
Bazen çocuk yıllar boyunca her çalışma saatini ailesinin hatırlatmasıyla geçirmiş olabilir.
Saat geldiğinde anne veya baba:
“Ders zamanı.”
der.
Çocuk masaya oturur.
Bir süre sonra:
“Ödevlerini yaptın mı?”
sorusu gelir.
Ardından çanta kontrol edilir.
Bu düzen uzun süre devam ettiğinde çocuk kendi sorumluluğunu takip etmeyi öğrenmekte zorlanabilir.
Bu nedenle desteği bir anda kesmek yerine kademeli olarak azaltmak daha sağlıklıdır.
Önce birlikte plan yapabilirsiniz. Sonra yalnızca hatırlatabilirsiniz. Daha sonra hatırlatma görevini alarma veya çalışma programına bırakabilirsiniz.
Amaç çocuğu yalnız bırakmak değil, sorumluluğu yavaş yavaş ona devretmektir.
Çocuğunuz İçin 7 Günlük Küçük Bir Deneme Yapın
Bir hafta boyunca büyük değişiklikler yapmayın.
İlk iki gün yalnızca gözlemleyin. Ne zaman başladığını, neden ertelediğini ve hangi derslerde zorlandığını anlamaya çalışın.
Üçüncü gün çocuğunuzla kısa bir konuşma yapın. “Neden ders çalışmıyorsun?” diye sorgulamak yerine:
“Ders çalışırken seni en çok zorlayan şey ne?”
diye sorun.
Sonraki günlerde birlikte küçük bir çalışma hedefi belirleyin. Örneğin 20–25 dakikalık tek bir çalışma bölümü yeterli olabilir.
Haftanın sonunda ise yalnızca notlara bakmayın.
Şunu değerlendirin:
Çocuk daha kolay başlayabiliyor mu? Sürekli hatırlatma azaldı mı? Hangi çalışma yöntemi daha iyi sonuç verdi? Çocuk kendi sorununu biraz daha iyi tarif edebiliyor mu?
Bazen küçük bir değişiklik bile önemli bir başlangıçtır.
Öğretmenler Neye Dikkat Edebilir?
Bir öğrencinin ders çalışmadığını yalnızca evdeki çalışma süresinden değerlendirmek doğru olmaz.
Öğretmen sınıfta önemli ipuçları görebilir.
Örneğin öğrenci derste konuyu takip ediyor mu? Soru sorulduğunda geri mi çekiliyor? Yanlış yaptığında çok mu üzülüyor? Bazı derslerde aktifken bazılarında tamamen sessiz mi kalıyor?
Bu gözlemler veli için oldukça değerlidir.
Bu nedenle öğrenci uzun süredir ders çalışmakta zorlanıyorsa veli ve öğretmen arasındaki kısa bir bilgi alışverişi sorunun kaynağını anlamayı kolaylaştırabilir.
Ne Zaman Daha Fazla Destek Gerekebilir?
Her ders çalışma isteksizliği ciddi bir sorun anlamına gelmez. Çocuklar zaman zaman sıkılabilir, yorulabilir veya çalışmak istemeyebilir.
Ancak isteksizlik uzun süre devam ediyorsa ve okul yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa durumu daha ayrıntılı değerlendirmek gerekir.
Özellikle belirgin akademik düşüş, yoğun sınav kaygısı, sürekli başarısızlık düşüncesi, okula gitmek istememe veya günlük sorumlulukları yerine getirmede belirgin güçlük görülüyorsa öğretmen ve okul psikolojik danışmanıyla görüşmek faydalı olabilir.
Burada amaç çocuğa hemen bir etiket koymak değildir.
Amaç, nerede zorlandığını doğru anlamaktır.
Sonuç: Önce “Neden?” Sorusunu Sorun
“Çocuğum ders çalışmak istemiyor.” cümlesi aslında çoğu zaman sorunun son noktasıdır.
Bizim biraz geriye gitmemiz gerekir.
Neden istemiyor?
Anlamadığı için mi?
Başarısız olmaktan korktuğu için mi?
Nasıl çalışacağını bilmediği için mi?
Telefon ve oyun daha cazip geldiği için mi?
Yoksa yıllardır çalışma sorumluluğunu yetişkinler üstlendiği için mi?
Nedeni bulmadan yalnızca çalışma süresini artırmaya uğraşmak çoğu zaman aile içindeki gerilimi artırır.
Bu nedenle önce çocuğu gözlemleyin. Sonra onunla konuşun. Küçük hedefler belirleyin ve sorumluluğu adım adım ona bırakın.
Çocuğun kendi çalışma düzenini kurması bir gecede gerçekleşmez.
Ancak zaman içinde şu önemli değişimin ortaya çıkmasını isteriz:
“Annem söylediği için ders çalışıyorum.”
yerine,
“Bu benim sorumluluğum ve nasıl yapacağımı biliyorum.”
diyebilmesi.
İşte ders çalışma alışkanlığı açısından asıl kazanım budur.
Sık Sorulan Sorular
Çocuğum hiç ders çalışmak istemiyor, zorlamalı mıyım?
Sürekli zorlamak kısa süreli olarak çocuğu masaya oturtabilir ancak çalışma sorumluluğunu geliştirmeyebilir. Önce çocuğun neden kaçındığını anlamak, ardından küçük ve uygulanabilir hedefler belirlemek daha yararlı olabilir.
Telefonu tamamen almak ders çalışmasını sağlar mı?
Telefonu kaldırmak dikkat dağıtıcı bir unsuru azaltabilir ancak ders çalışma alışkanlığını tek başına oluşturmaz. Ekran kullanımını sınırlandırırken çalışma düzeni, uyku ve akademik güçlükler de birlikte değerlendirilmelidir.
Ders çalışmayan çocuğa ödül verilmeli mi?
Her çalışma davranışını maddi ödüle bağlamak yerine çabayı, düzeni ve sorumluluk almayı fark etmek daha sağlıklı olabilir. Küçük ayrıcalıklar kullanılabilir ancak öğrenmenin tek nedeni ödül hâline gelmemelidir.
Çocuğum sadece matematik çalışmak istemiyor. Ne yapmalıyım?
Bu durumda genel motivasyon sorunu olduğunu düşünmeden önce matematikte konu eksiği veya başarısızlık korkusu olup olmadığına bakmak gerekir. Öğretmeniyle görüşmek ve hangi noktada zorlandığını belirlemek iyi bir başlangıç olabilir.
Yazar Hakkında
Bu içerik; çocukların sağlıklı ders çalışma alışkanlıkları geliştirmesine yardımcı olmak ve velilerimize eğitim sürecinde rehberlik etmek amacıyla Psikolojik Danışman ve Çocuk Gelişimi Uzmanı Ayhan Hoca tarafından kaleme alınmıştır. Ders çalışma alışkanlıkları, motivasyon, okul yaşamı, sınav süreçleri ve çocuk gelişimi hakkında merak ettiğiniz soruları üst menüde yer alan Ayhan Hoca’ya Sor sayfasından bana ücretsiz olarak iletebilirsiniz.
0 yorum